Make your own free website on Tripod.com
Yargıya hız, polise fren

Adalet Bakanlığı'nın yeni tasarısı yargıyı kökten değiştiriyor. Davalar tek celsede bitecek, sorguya avukat girecek. İfade vermeyen zanlı hemen savcıya gönderilecek

İhsan Yılmaz İstanbul



Adalet Bakanlığı'nın Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak hazırlattığı taslaklar yasalaşırsa, uzun süre mahkeme kapısında adalet bekleme dönemi sona erecek. "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu" taslağıyla adli yargı ilk derece mahkemeleriyle üst mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkileri hakkındaki taslakta yargıya hız kazandıracak, kişi hak ve özgürlüklerini güçlendirecek radikal düzenlemeler yer alıyor.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e bugün törenle teslim edilecek taslağı hazırlayan 20 kişilik komisyonun başkanı olan Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, öngörülen yenilikleri Milliyet'e anlattı.
Taslak, davaların, terörist Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yargılanmasına benzer bir yöntemle, "tek oturum"da bitirilmesi esasını getiriyor. Alaattin Çakıcı ve Abdi İpekçi davasında olduğu gibi zamanaşımıyla sanıkların kurtulmasının da önüne geçmek için mahkemelere "gıyabi yargılama" hakkı tanıyor. Üst mahkemelerin (istinaf) kurulmasını da içeren taslakta, gözaltında işkence iddialarının son bulması için zanlıya yeni haklar öngörüyor.
Taslakta hazırlık soruşturmasının çok iyi yapılması zorunluluğunun getirildiğini belirten Dönmezer, yargıcın eksik ve baştan savma hazırlanmış iddianameyi savcıya 'yeniden yap getir' diye reddetme ve iade etme hakkının olacağını söyledi. Bu yaptırımın, savcıları daha dikkatli olmaya yönelteceğini belirten Dönmezer şöyle konuştu:
"Bütün delillerin toplanmış ve dosyanın pişirilmiş şekilde mahkemenin önüne getirilmiş olması gerekiyor. Mahkemenin de bu dosyayı tek celsede bitirmesi esastır. İstisnai hallerde birkaç oturum olabilir. Davalar Abdullah Öcalan'ın yargılanması örneğinde olduğu gibi görülecek. Dava o gün bitirilmezse ertesi gün devam edecek. Davayı tek celsede bitirmek yeni tasarının bütün felsefesidir. Tanıkların celbinde yaşanan zorlukların aşılması için de düzenleme yapıldı. Telefonla çağrı gibi kolaylıklar getirildi. Hakim ve savcı gerektiğinde kolluk gücüne 'öğleden sonra getir' diyebilecek."

Kaçaklara kaçış yok

Taslağın suçluların zamanaşımı yoluyla kurtulmasının önüne geçeceğini vurgulayan ve bu konuda yeni esaslar getirdiğini belirten Dönmezer şöyle devam etti:
"Bu kişiler yabancı memlekete gidiyor ve davanın zamanaşımına uğramasını bekliyor. Bu kişiler hakkında belirli ilanlar yapıldıktan sonra gıyabi yargılama yapılabilecek ve hüküm verilebilecek. Ancak o kişi geldiğinde verilen hüküm batıl olacak, yeniden yargılama yapılacak. Bu uygulama Fransa'da var."

Susma hakkı Yargıya hız, sorguya takip

Sulhi Dönmezer, taslakta öngörülen yeni düzenlemelerle ilgili şu bilgileri verdi:
* Üst mahkemeler: Taslağın kabul edilmesiyle 1924'te Türkiye'de kaldırılan üst mahkemeler yeniden kurulacak. İstinafı olmayan tek ülke Türkiye. Üst mahkemeler, Yargıtay ile birinci derece mahkemeleri arasında yer alacak, dosyayı esas üzerinde inceleyerek karar verecek. Kurulacak 20 - 30 üst mahkeme, Yargıtay'ın yükünü büyük oranda azaltacak.
* Gözaltı süreleri: Gözaltı süresi 24 saattir. 24 saati toplu suçlarda savcı 48 saate çıkarabilir. Yetmezse süre hakim kararıyla dört güne çıkarılabilecek. Zanlı gözaltına girerken ve çıkarken doktor kontrolünden geçirilecek.
* Susanlar savcılığa: Zanlının avukat bulundurması ve susma hakkını güçlendirecek yepyeni esaslar tasarıya yerleştirildi. Kişi susma hakkını kullanırsa mahkemeye sevk edilecek. Gözaltında tutulmaya itiraz edilebilecek.
* Yarı tutuklu yargılama: Taslakla adli kontrol sistemi getiriliyor. Böylece kişiler, yöneltilen suçlama nedeniyle tutuklanıp cezaevine atılmak yerine, şehir dışına çıkmama gibi çeşitli özgürlüklerinde kısıtlamalar yapılarak da yargılanabilecek. Tutuklanması için hakim karşısına çıkarılan kişiler de savunma için süre isteyebilecek ve beş gün içinde müdafaasını hazırlayabilecek.
* Kızlık muayenesi: Gerçeğin ortaya çıkarılması için kişinin sağlığına zarar vermeden kızlık muayenesi, saç, tükürük, idrar gibi tıbbi kontrollerin yapılması sağlanacak.
* Merkezi bilirkişi: Bilirkişi tayinleri her sene merkezi bir komisyon tarafından yapılacak. Mahkemeler, belirlenen bu listelerden bilirkişi seçebilecek. Olağanüstü hallerde doyurucu gerekçe gösterilerek bu listenin dışına çıkılabilecek.

Davalar kuşak eskitiyor

Yüz yıla yayılan davaların yaşandığı Türkiye'de, dosyalar onlarca yargıç ve savcı eskitiyor. Davacı ve davalılarının öldüğü, yerlerine varislerin devam ettiği davalara rastlanıyor.
Uzun davalar listesindeki olaylardan birisi Bandırma'nın Bezirci köyünde gelişti. Köy merasının kendilerine ait olduğunu iddia eden 16 kişinin 1912'de açtığı dava 83 yıl sürdü.
1948'de başlayan Eskişehir'in Seyitgazi ilçesine bağlı Sandıközü ile Kütahya'nın Alayurt köyleri arasındaki yayla davası da, 20 yargıç ve 25 avukat değişikliğinin ardından 51 yılda bitirilebildi.
Adanalı 102 yaşındaki Ayşe Teberik'in annesinden kalan mirası alabilmek için dayısına açtığı dava da 50 yıldır sürüyor.

Yargılama süresi uzun

Türkiye'de ortalama yargılama süreleri uzunluğuyla dikkat çekiyor. Ortalama yargılama süresi; kadastro mahkemelerinde 636, çocuk mahkemelerinde 525, ceza mahkemelerinde 205, hukuk mahkemelerinde 173, icra mahkemelerinde 116, sulh hukuk mahkemelerinde 82 gün. Dosyaların Yargıtay'daki ortalama işlem süresi de 193 günü buluyor. Taslak yasalaştığında yargılama süreleri düşecek, kuşaklar boyu süren dava devri noktalanacak.

Yasa çıksaydı kurtulamayacaklardı

Yeni taslak daha önce yasalaşmış olsaydı, Alaattin Çakıcı, Hıncal Uluç'un vurulmasına ilişkin yargılamadan zamanaşımı nedeniyle kurtulamayacaktı.
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi'nin öldürülmesinde sanıklardan Mehmet Şener de gıyabında yargılanabilecek ve zamanaşımına sığınarak adaletten kaçamayacaktı.
Seçilmeden önce cinayetle suçlanan ve yurtdışında olduğu için yargılanamayan MHP Zonguldak Milletvekili İsmail Hakkı Cerrahoğlu da, zamanaşımından yararlanamayabilecekti.